Publisher Theme
Art is not a luxury, but a necessity.

Hayat zor, siz öpüşün çocuklar

0 96

Bir rahibin kestiği öpüşme sahnelerinin, yanmış bir salonun peşine düşen sinema sevdalıları, Toto, Alfredo ve insanın öyküsü… Cinema Paradiso’nun 25. yılı, özel bir DVD edisyonuyla anılıyor. Yönetmen Tornatore’yle Empire dergisinin yaptığı röportajı yayımlıyoruz.

 Tüm zamanların en etkileyici filmlerinden olan Nuovo Cinema Paradiso’nun (Yeni Cennet Sineması) beyaz perdede ilk kez yayınlanmasından bu yana, 25 yıl geçti. Filmin, özel tekniklerle geliştirilmiş yeni bir edisyonu bu hafta Avrupa’da dağıtıma girdi. Empire dergisi 25. yılında Cinema Paradiso hakkında yönetmen Giuseppe Tornatore ile bir görüşme yaptı. Bu röportajın kısaltılmış halini, soL okurlarıyla paylaşıyoruz. (Bu kısa söyleşiyi, Ennio Morricone’nun unutulmaz film müzikleri eşliğinde okumanız önerilir.)

İNSANIN OLDUĞU SALONLAR

Cinema Paradiso fikri sizde ilk nasıl şekillendi?
Çok uzun süre 40’lı 50’li yılların küçük bir kasabasının sinema salonu hakkında bir film yapma hayalim vardı. Bir zamanlar sinema salonlarının ne anlam ifade ettiğini yeniden hatırlatmak istiyordum: Herkesin birbirini tanıdığı, birlikte zaman geçirdiği, güldüğü, hayal kurduğu kutsal yerlerdi sinema salonları. Bize yedinci sanatı tanıtan emektarlarına, sinema makinistlerine saygımı sunmak istedim.

Filminizde şu ana kadar izlediğimiz en iyi çocuk oyuncu performanslarından birini gördük. Aslında İtalyan sinemasının genel bir özelliği bu. Sizce bunun sebebi nedir?
İtalyan sinemasının, De Sica, Rossellini ve Visconti gibi çocukları sinemada dikkate alan ustalardan çok etkilendiğini inkar edemeyiz. Bu yalnızca çocukların dünyayı nasıl gözlemlediği ile ilgili bir esin kaynağı değildi, onlar aynı zamanda, kamera lensiyle çocukların nasıl sergilenebileceğini de gösterdiler.

FİLİN KARŞISINDAKİ KÜÇÜK FARE

Küçük Salvatore’nin kim olacağını belirlemek zor oldu mu?
Çok basit olduğu söylenemez. Küçük Toto’yu bulmak için de çok zaman harcadık. bir ekip kurduk ve ekibin üyelerini fotoğraf makineleriyle Sicilya’daki çeşitli kasabalara gönderdik. Yaşları 8 ila 11 arasında değişen ne kadar çocuk varsa fotoğraflarını çektiler. Sonunda Toto Cascio’yu seçtim. Philippe Noiret’in fil gibi bakışları karşısında bu küçük fare bakışlı çocuğun çok uygun olacağını düşündüm. Parlak hayalleri olan çocuk davranışları seçim konusunda yeterince ikna ediciydi.

Cinema Paradiso sizin besteci Ennio Morricone ile ilk çalışmanızdı. O zamandan beri birlikte çalışıyorsunuz. Onun çalışmalarını sizin için özel kılan şey nedir?
Ennio ile çalışırken yalnızca müzikal temalar üzerine tartışmıyoruz. işin bütünü üzerine, orkestrasyondan müziğin yapısına kadar her şeyi birlikte değerlendiriyoruz. Ben onunla müzikal olmayan bir dille konuşuyorum, filmde o müzik parçasına nasıl bir rol vereceğimi anlatıyorum. O benim bu anlatışımı müziğe tercüme edebiliyor. Ben de bir müzisyen olsaydım ve müziğin teknik diliyle konuşabilseydim, sanıyorum ilişkimiz bu kadar yaratıcı sonuçlar vermezdi. Daha senaryonun yazılması aşamasından itibaren birlikte çalışmaya başlıyoruz böylece iki yaratım süreci eş zamanlı yürüyebiliyor. Ennio’nun bitmez tükenmez bir enerji ve yaratıcılıkla bezendiğini düşünüyorum.

HANGİ SİCİLYA?

Filminizin kurgusunu yeniden yapsaydınız, günümüz filmlerindeki öpüşmelerden hangisini filme koymaya değer bulurdunuz?
Tutkulu, hünerli, romantik, oyunbaz tüm öpüşmeleri… Cinema Paradiso’nun final sahnesindeki gibi…

Çalışmanız biraz da Sicilya ile özdeşleştirilen “örgütlü suç merkezi” algısına bir müdahale gibi görünüyor. Böyle bir işe soyunmak zor olmadı mı?
Gerçek veriler tam tersini söylese de Sicilya’dan mafya diyarı şeklinde bahsetmek bir kural haline gelmişti. Oysa Sicilya başka birçok güzel ve gizemli şeyin bir bileşimi gibidir. Ben de filmlerimde bu güzelliği hatırlatmak istedim. Cinema Paradiso ortaya çıktığında, Sicilya’daki mafya gerçeğini gölgede bırakmakla suçlandım. Sanki bu her zaman ve her durumda yapmamız gereken bir görevmiş gibi…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.