Publisher Theme
Art is not a luxury, but a necessity.

Sinan Çetin çekemeyince, çektiriyor!

40
Can Arsen
Sektörde çalışanlardaki ününü aştı, artık tüm istanbul biliyor.
-Orası Cihangir değil usta, Sinangir!
Cihangir’de hatrı sayılır bir taşınmazı var beyefendinin. Koskoca bir mahallenin tapusunu almış, kapatmış.
Ofisindeki kasasının çekip çekip de vizyona sokmadığı filmlerle dolu olduğu da artık sıradan bilgilerimizden.
Aman gösterime girmesin, göz zevkimiz bozulmasın yeter ki de… Kazın ayağı öyle değil…
Oynayanına, çalışanına imzalattığı sözleşmede ücretin film vizyona girdikten sonra ödeneceğine dair bir madde var. Ortalık:
-Plato filmle iş yaptım, paramı alamadım birader…
Diye dolaşan sinema emekçileriyle dolu.
Ama namzetin borcu borç! Film bir vizyona girsin ödeyecek. Ödeyecek de filmin vizyona girmesine daha var. Şubat’ın 30’unda inşallah!
Sözleşmeyi imzaladın mı, burnuna halkayı taktı demektir. Sonra ayı oynatır gibi oynatıyor mübarek…
-Bugün kötü uyandım, çekmeyeceğim, set iptal.
-Bugün bir sahne yeter, yarına da set yok.
Bugün git, yarın gel. Çekeceğim, çekmiyorum. Viskisi önünde, sodayı da boca ettin mi içine, gel keyfim gel.
İlk gün plato filme topladı tüm ekibi. Maksat? Senaryo okumuyormuş artık. Senarist, başrol oyuncusu, reji asistanları ve ana cast hazır kıta bekleyecek karşısında,  huzurunda senaryo okunacak kendisine!
Senaryo okunmaya başlayınca, daha tümünü okumadığı senaryo hakkında, şu şöyle olmaz, böyle olsun, onu çıkart, bunu ekle, şöyle bir espri koy, sahneyi at… Atıp tutuyor!
Senaryo da rahmetli Kemal Sunal’ın Sahte Kabadayı filmini o kadar andırıyor ki sormayın! Tıpkısının aynısı… Ancak Asım olmuş size Kasım… Anlayın işte canım… Anlayın da daha fazla yazdırıp başımı derde sokmayın…
Başrol’de böyle Adanalı mı desem Çakır tipli mi desem, ünlü mü ünlü bir oyuncu. Hem mafya babasını oynayacak hem de eşcinsel ikizini.
Her ne halse. Bir ara senaryo okumaya, ah pardon Sinan Çetin’e senaryo okumasına ara veriliyor. Sinan Çetin, senarist, ünlü başrol koyu bir sohbete dalıyorlar baş başa.
-Ben hiç mafya görmedim bu ülkede yahu, diyor Sinan çetin, ömrüm sanatçılarla solcuların arasında geçti.
Solcular kelimesini dişlerinin arasından diliyle iterek söylüyor.
O sırada kulağıma çalınan bu cümle bana şu soruyu sorduruyor:
-Acaba, bu adam hiç aynaya bakmıyor mu? Cihangir’in yarısını aldı. Onlarca filmi çektiği halde vizyona sokmadı. Yüzlerce insanın parasını ödemedi. Açıktan “Hoca Efendi”sine ülkeye dönme çağrısı yaptı. Ve hiç mafya görmedim diyor. Şaka mı bu! Hayır hayır, şaka değil, sadece aynaya bakmıyor!
Sinan Çetin diyorum kısık sesle, bu kelimeleri dilimle dişimin arasından iterek…
Neyse uzun etmeyelim. Filmin çekimlerinin Alanya’da yapılacağı duyuruluyor. Koskoca ekip kalkıp Alanya’ya gidiyor. Daha ilk günden kostümü kovuyor setten. Lunaparkta, lokantada filan çekeceği sahneleri, plajda çekmeye karar veriyor. Oyuncularda kostüm yok. Mafya babasının elemanlarını oynayan oyuncuların halini bir görseniz, üstte takım elbise ceketi, altta mayo, şıpıdık terlik.
Ünlü başrolümüz, 5 gündür sette. Yalnıza 3 sahne çekilmiş, o sahneler de senaryoda yok. Sinan Çetin’in kendi eklediği sahneler. Artık fıttırma aşamasında. Gözlerinden ateş fışkırıyor. Kalkıp gidemiyor. Sözleşmeyi imzalamış ya! Halka bu, kolay koparılmıyor!
1 haftalık maratonun sonunda, filmi Alanya’da değil, İstanbul’da çekmeye karar veriyor beyimiz. Ve atlayıp uçağa dönüyor İstanbul’a.
Tüm ekip filmi çekemiyor ama çektiği çileden belgesel yapılsa ödül alacağını da biliyor.
Sinan Çetin, çekemiyor, çektiriyor!
Çilede tüm roller eşit dağıtılıyor! Çilenin başrolü olmuyor!
CAN ARSEN
Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.