Publisher Theme
Art is not a luxury, but a necessity.

Sinema salonunda cep telefonu ışığı

383

Festival gösteriminde cep telefonu ışığıyla karşılaşma ihtimaliniz… Yüzde 100 diyebiliriz. Salonun bir yerlerinde mutlaka bir sıkılan çıkar, açar telefonunu Whatsapp’tan yazışır, Facebook’a, Instagram’a, Twitter’a girer. Hatta oyun oynayan bile çıkar. Festivalde gittiğim bir filmde 4-5 sıra önden birisi bana mısın demeden filmin yarısı boyunca telefonunda oyun oynadı. Girdiğim film, festivalde bileti tükenen gözde filmlerden birisiydi. Salon tıklım tıklım. O oyun oynayan kişi filme zorla mı sokuldu insan anlayamıyor.

Gün geçtikçe, her festivalde bu durum artıyor sanırım. Çevremdeki festival takipçileri filmlerden ziyade gösterimi sırasında yaşadığı buna benzer sinir bozucu hikâyeleri konuşur oldu. Hemen hemen herkesin farklı bir gözlemi, deneyimi var. Film boyunca instagram’a bakanlar, film boyunca mesajlaşanlar vb. Bu bela zaten vizyondaki filmler için geçerliydi. İşin asıl ilginci festival gösterimlerinde bu durumla neredeyse daha sık karşılaşılıyor olması. Sinemaya daha fazla değer verdiğine şüphe etmediğimiz bir kitlenin cep telefonu ışığı konusunda bu kadar duyarsız olması, temelde bir şeylerin yanlış olduğunu göstermiyor mu?

Gösterimde biraz önünüzde veya uzaklarda bir yerlerde parlayacaktır cep telefonu ışığı. Eskiden telefonun çalmasından endişe edilirdi. Herkes özenle cep telefonunun sesini kısar, açık unutulan ve çalan telefon olursa da bir telaşla kapatılırdı. Peki aynı özen neden telefonların son derece rahatsız eden ışıkları için oluşmuyor anlamak mümkün değil. Sanki sessiz sessiz telefonda bir şeyler yapmak rahatsız edici değilmiş gibi… Yaygınlaşan smartphone kullanımı ve 3G teknolojisi haliyle bu sorunu sık karşılaşılır hale getirdi. Yurtdışında bazı festivallerde film başlamadan önce bununla ilgili uyarılar çıkıyor ekranda. Hatta Toronto Film Festivali’nde ‘Geceyarısı Çılgınlığı’ bölümünde gösterilen filmlerden önce kendi jargonlarına göre uyarıyorlar: “Eğer önünüzde birisi cep telefonunu açarsa tereddüt etmeden uçan tekme atın.”

Festivallere bir öneri
Bu konuyla ilgili uyarılara bizim de ihtiyacımız olduğu tartışılmaz. Film başlamadan önce reklamlardan sonra birkaç saniyelik bir uyarı ekranı faydalı olabilir. Karanlık salonda ışıldayan cep telefonu ekranının çalan bir telefon kadar rahatsız edici olduğu gerçeğini sinemada film izleme kültürünün içine acilen yerleştirmemiz gerekiyor. Bu konuda film festivallerimize de büyük iş düşüyor. Filmleri birer sanat eseri olarak algılamamızda film festivalleri ayakta kalan son kaleler. Hemen hemen her festivalin genç kuşaktan takipçilerinin sayısı fazla. Bu yüzden sinemada film izleme kültürümüzün oluşmasında, salonda cep telefonunu her sıkıldığımızda açıp çevredekileri rahatsız etme hakkımız olmadığını anlatmak için her festivalin kendince yapabileceği şeyler var. Yurtdışındaki bazı festivallerin, bazı sinemateklerin yaratıcı uyarıları ve kampanyaları var bu konuda.

Ben de buradan her film festivaline minik bir çağrıda bulunayım: Özellikle genç kuşak üzerinde etkili olacak, sıkıcı ve ciddi gözükmeyen yaratıcı uyarılar bulun. Varsın bir reklam filmi az çekin, kısa bir video çekin bu konu üzerine. Görseller hazırlayın, sosyal medya hesaplarınızdan bu konuyla ilgili çağrılarda bulunun.

Bu köşenin düzenli takipçileri, memlekette sinemaya verdiğimiz değerin içler acısı bir seviyede olduğunu çeşitli vesilelerle yazdığımı hatırlarlar. Filmleri kesmekte, mozaiklemekte, altyazı çevirilerinde bile otosansür uygulamakta hiçbir sakınca görmeyen; ülkenin en eski sinema salonunu yıkmaktan çekinmeyen bir coğrafya burası. Kafalarımız karışık, filmleri bütünlüğü korunması gereken birer sanat eseri olarak algılayamıyoruz. Genç sinemasever kuşağın nasıl bir kültürel iklimde yetişmek zorunda kaldığını unutmamak gerekiyor. Bu çerçevede, son derece basit gözüken bir cep telefonu ışığı bile kültüre verdiğimiz değere dair büyük resmin tamamlayıcı bir parçasına dönüşüyor. Böyle bir ortamda hiç değilse festivallerin, bu konu üzerine eğilmesi ve sinema salonunda cep telefonu ışığının kabul edilebilir olmadığını anlatmaya başlaması çok faydalı olacaktır.

ALKAN AVCIOĞLU – alkanavcioglu@gmail.com

Birgün

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.